Bahar aylarında artan polen alerjisi şikayetleri, Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu’nun uyarılarıyla gündeme geldi. Astım atakları riski taşıyor.
Bahar aylarının gelmesiyle birlikte milyonlarca kişiyi etkileyen polen alerjisi şikayetleri yoğunlaştı. Uzmanlar, hapşırık, burun akıntısı ve göz kaşıntısı gibi belirtilerle kendini gösteren bu durumun, özellikle alerjik bünyeye sahip bireylerde astım ataklarını tetikleyebileceği konusunda uyardı. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, polenlerin yol açtığı rahatsızlıklara karşı doğru tanı ve korunma yöntemlerinin hayati önem taşıdığını belirtti.
Prof. Dr. Nacaroğlu, çıplak gözle görülmeyen polenlerin alerjik reaksiyonlara neden olan antijenler olduğunu ifade etti. Polenlerin solunum yoluyla vücuda girdiğinde burun kaşıntısı, peş peşe hapşırık, burun akıntısı, öksürük, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı gibi şikayetlere yol açtığını aktardı. Astım hastalarında ise bu durumun astım ataklarını tetikleyebileceğinin altını çizdi.
Polen yoğunluğunun özellikle sabah saatlerinde daha fazla olduğunu belirten Prof. Dr. Nacaroğlu, evlerin havalandırılması konusunda dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Polen mevsiminde evlerin sabah erken saatlerde havalandırılmaması önem taşıyor. Açık havada zaman geçirdikten sonra eve gelindiğinde kıyafetlerin değiştirilmesi ve duş alınması da polen temasını azaltmaya yardımcı oluyor.
Bahar aylarında çamaşırların dışarıda kurutulmasının polen maruziyetini artırabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Nacaroğlu, kıyafetlere yapışan polenlerin alerji şikayetlerini artırdığını söyledi. Dışarı çıkarken gözlük ve şapka kullanmak da polenlerden korunmada etkili bir yöntem olarak önerildi.
Alerji belirtileri yaşayan kişilerde öncelikle polen alerjisi olup olmadığının belirlenmesi gerekiyor. Uzmanlar, deri üzerinden yapılan testler veya kanda yapılan alerji testleriyle polenlere karşı duyarlılığın tespit edilebildiğini kaydetti. Doğru tanı, etkili bir tedavi sürecinin ilk adımını oluşturuyor.
Tanı konulduktan sonra ilk aşamada korunma önlemleri ve ilaç tedavisi uygulanıyor. Şikayetlerin kontrol altına alınamadığı durumlarda ise alerjen immünoterapisi devreye giriyor. Bu tedavi yönteminde alerjen özütleri hastaya giderek artan dozlarda verilerek vücudun maddeye karşı duyarsızlaşması sağlanıyor.
Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, immünoterapinin uzun soluklu bir tedavi olmasına rağmen hastalığın kontrol altına alınmasını sağladığını belirtti. Ayrıca, alerjinin astıma ilerlemesini önleyebilen tek tedavi yöntemi olduğunu da ekledi.
Kayseri Bülten, Kayseri ve çevresindeki gelişmeleri anlık, doğru ve tarafsız habercilik anlayışıyla okuyucularına sunan dijital haber platformudur. Yerel gündemden ulusal gelişmelere kadar geniş içerik ağıyla gündemin nabzını tutar.
Yorum Yap